BASINDA BİZ / RÖPORTAJ

"SEMT PAZARLARINDA SALATALIK SATILMIYOR"

Türkiye'ye 1975 yilinda Istanbul Sherotan Otelin açilis uzmani olarak geldi. Evlendi ve Türkiye'ye yerlesti. Meslegini seçisi mecburiyetle baslamis. 3 yasindaki ogluna esofman bulamayinca, bir atölyeye gidip kendisi üretti. Esofman arkadaslari tarafindan çok begenildi, herkes ayni esofmandan istedi. 5 esofman, 10 esofman derken Christine tekstil sirketini kurdu. Simdi "Christine Cotton Club" markasiyla Türk kadinlarini giydiriyor. Basta Almanya, Amerika, Fransa ve Japonya olmak üzere ürettigi ürünleri ihraç eden Senol, iç piyasanin eski cazibesini kaybettigini söylüyor. Sezonla birlikte indirimlerin de baslamasindan sikayetçi olan Senol, ticaret odalarinin indirim dönemlerini belirlemesi gerektigini söylüyor.

Enflasyonun yüksek oldugu ülkelerde dürüst çalismanin zorlugunu anlatan Senol, semt pazarlarina ates püskürüyor."O pazarlar ki, domates, salatalik satmaktan çikti" diyor. Semt pazarlarinin, tekstil piyasasi haline geldigini söyleyen Senol, buralarda vergi ödenmiyor. Bu, dürüst çalisan üreticinin aleyhine, bir haksiz rekabet olusturuluyor" diyor. Türk insaninin marka bagimlisi haline geldigini anlatan Senol, insanlarin marka giydigini, söylüyor. Markani söyle, kim oldugunu bileyim durumlarindan sikayet eden Senol, "Türkiye ithal markalar için cennet bir ülke" diyor. Alman Tekstilci Christine Senol'la marka bagimliligi, moda tekstil, Türk is hayatinin etik sorunlari ve Türk-Alman iliskileri hakkinda konustuk.

Ekonomik Trend :Is kadini, tekstilcilik serüveni nasil basladi?

Christine Senol : Bir gün ogluma esofman almak istedim, bulamadim. Bir arkadasim, beni bir atölyeye götürdü. Ogluma bir esofman yaptim. Herkes çok begendi. Bütün arkadaslarim çocuklarina yapmami istedi. 1982 yilinda, 5-10 parça derken kendimi tekstilin içinde buldum. Nisantasi'nda küçük bir butik açtim. Kendi atölyemi kurdum. Kadife esofman ihraç etmeye basladim. Daha sonra iç piyasaya girdim. Bir magazalar zinciri kurdum. Nisantasi, Saskin bakkal, Carrefour da magazalar açtim. Zamanla toptan müsteriler çogalmaya basladi. Su anda, tüm Türkiye'den müsterilerim var. Çünkü, benim tarzimda üretim yapan çok firma yok. Magazalarimizda ithal çantalar da satiyoruz. Bu yil Düsseldorf Tekstil Fuari'na ITKIB'le beraber katiliyorum. Bir Türk standinda, Alman tekstilci olarak bulunmak bayagi matrak olacak.

Trend: Almanya'daki ticari iklimle, Türkiye'deki ticari hayati, etik degerleri karsilastira bilir misin?

Christine Senol: Almanya'da her sey dogru dürüst isler. Kanunlara uyulur. Türkiye'de her seyde bir esneklik var, siparis veriyorsun. Termini söylüyorsun. Ama baska bir arkadasin daha acil bir isi oluyor, seni geri plana atabiliyor sirket. Bir boyahane sahibinin babsi öldü. Boyahane 3 gün kapandi. Ihracati gerceklestiremedik. Titiz çalisilmiyor. Herkes "olur, olur" diyor hiç birsey de zamaninda olmuyor. Profosyonellik yok. Biraz sansli olmak lazim Türkiye'de.

Trend: Is ahlakimiz yok mu yani?

Christine Senol: tekstilde pek yok. Türkiye'de saniyorum tekstil kadar berbat baska meslek yok. Tekstil birbirini öldürmek, girtlaklamak üzerine kurulu. Aslinda bu Avrupada da böyle. Taklit, müsteri çalmak birbirine yan kesmek... Tekstil 10 yil öncesine oranla çok zorlasti. Krizlerde ilk olarak tekstil zarar görüyor. Herkes ayakta kalmaya çalisiyor. Kendi parçalarini kurtarmak için herseye razilar. Hiçbir meslekte bu gerilim yok.

Trend: Türkiye'de tekstil ve konfeksiyon sektörü çok hizli büyüdü...

Christine Senol: Bügünkü tekstilcilerin hepsi bu ise tecrübesiz basladilar. 1980'li yillarda o firsat, o rüzgar ortaminda çok büyüdü bazi firmalar. Yani isi yapip ögrendiler. Simdi meslek okullari var. Üniversiteler eleman yetistiriyor. 20 yil önce 500 tekstil firmamiz varken, bügün belki 100 bin firma var. Bu kadar tecrübeli eleman nereden gelsin. Mümkün degil. Biraz akilli, biraz is yapmak isteyen herkes tekstile girdi.

Trend: O yillarda birçok is adami da hizla zenginlesti. Siz de "o rüzgarda" tatli paralar kazandiniz mı?

Christine Senol: Ben o zamanlar bu kadar büyük degildim. Ihracata basladigimda rüzgarin hizi kesti. Tesvikler kalkti. Simdilerde kanunlar çok siki. Is yapmak o dönem oldugu kadar kolay degil. Sanki biz yanlis seyler yapiyoruz. O kadar çok bürokrasi varki. Tüketiçi Kanunu'na göre vitrinlere TL etiketi koymak zorundasiniz. E, ama enflasyon var. Her hafta yüzde 2.5 bir enflasyon oluyor. Ben her hafta fiyatlari degistire bilirmiyim. Hersey çok çeliskili. Ankara, döviz kredisi veriyor. Kontratlar döviz üzerinden aliniyor. Ama etiketler döviz cinsinden yazilamiyor. Tüketiçi kanunlari, enflasyondan dolayi üretiçinin lehine isleyebiliyor. Herseyi dolarlarla aliyoruz. Enflasyon sermayemizi eritiyor. Sebzenin fiyati arttiginda restoranlar fiyatlarini 2-3 hafta sonra degistire biliyor. Ama tekstil böyle degil ki, bir sezon boyu ayni fiyatlarla satmak zorundasiniz. Haksiz rekabet yasaniyor. Bazi firmalar erken indirime giriyor. Sonra müsterilerde bizden bunu bekliyor.

Trend: Türkiye'de zor buldugumuz, alisamadigimiz seyler neyler?

Christine Senol: Bu ülkede personel bulmak en güç is. Ise nasil müracaat edilir hiç kimse bilmiyor. Aldigimiz insani taniyormuyuz. Bonservis yok. Referanslar yok. Bu ülkede hersey tanidik vasitayla oluyor. Çok büyük holdinglerde bu oturdu. Ama Almanya'da, bir isçi de ise girerken ayni prosedürlerden geçiyor. Bunun üst kadrosu, alt kadrosu olmaz. Muhasebe sefim beni dolandirdi. Nasil baska bir ise girebilir. Ben bunu anlamiyorum. Hiçbir referans olmadan girip çiyorlar. Almanya'da sertifikali sistem var. Profosyonel olmak için okullar var. Sertifikan varsa kapasiten, ne yapacigin bellidir. Burada kabaliyeti varmi, yapabilirmi bilemiyorsun. Issizlik var. Eleman yok. Köprüden atlayanlara gülüyorum. Çalismak isteyen is bulur. Buradaki isçiler kariyer yapmak, ilerlemek istemiyor. Bir isçi 20 sene ayni is yerinde ayni is yapmaktan hoslanabiliyor. Çok sasirtiyor bu beni. Biz hep birseyler ögrenmek istiyoruz. Bende çirakliktan basladim. Insan açigini iste kapatamiyorsa kursa falan gider.

Trend: Bunu neyla açikliyorsun?

Christine Senol:Sanirim güvenmiyorlar. Yükselebileceklerine inanmiyorlar. Memur zihniyetiyle çalisiyorularö istek yok. Kimse sorumluluk almak istemiyor. Eksiklerimi kapatayim endiseside yok bir de bunun tersi bir fenomen var. Herkes çok çabuk bilgisizce ilerlemeye alisik. Geçen gün 24 yasinda bir genç usta olarak müracat etti. Herseyi yapabilirim diyor. 24 yasinda bir insanin her tarafi tecrübe olsa ne olur. Ben çok iyi bilirim havasindan gerçegi göremiyorlar. Ve her kademede bu insanlardan var. Kimse hatasini kabul etmek istemiyor. Egitim egitim egitim... O kadar eksik ki anlatamam size.

Trend: Türk kadini nasil giyiniyor?

Christine Senol:Insanlar marka bagimlisi. Marka yiyiyor içiyor giyiyor tüketiyor. Hersey çok marka. Avrupa kadini çok özgürce kendi stiline uyan birseyleri kombin yapip giyiyor. Illa marka aramiyor. Ucuzunu buluyor. Rahatlik önemli. Eskiden ithalat bu kadar yogun olmadigi için yerli markalar çok güzel bir seviyeye gelebildi. Bazi markalar bana göre Avrupa markkalarinin üstünde. Örnek: DeriShow. Güzel seyler yapildi bu ülkede buna ragmen insanlar yerli markalara burun kiviriyor. Türkiye de üretildigi artik sagir sultan tarafindan bilinen ithal markalara da kosarak gidiyor. Çok üzülüyorum. Senelerin birikimine sahip Roman Ipek yolu gibi yerli markalara ikinci kalite muamelesi yapiliyor. Herkes Marks&Spencer e kosuyor. Msin bir modelinden en az 5 bin adet üretiliyor. Çogu zaman da bizim fiyatlarimizdan pahali satiliyor. Dikkat edilmezse birkaç sene sonra yeli imalaçi kalmayacak. Türkiye ithal markalar için cennet.

Trend: Tekstil biraz erkek isi. Baslangiçta kiz kardesler makinaci erkek kardesler de kalite kontrolcü olur. Tek basiniza bu isi yapmak zor olmuyor mu?

Christine Senol: Düstüm içine. Bir daha kurtulamadim. Ogluma bir esofman yapayim derken istek üzerine isler genisledi. Ve inanin sirf arkadaslarimi üzmemek için devam ettim. Ama çok yoruldum. Kemal Sahin gelse bütün firmayi satin aliyorum sen artik hiç üzülme dese hemen veririm. Benim en büyük eksigini hissettigim sey isimde destek olacak yakinlarimin olmayisi. Akrabam okuldan adadan arkadasim yok.

Trend: Christine Cotton Club un hedef müsteri kitlesi kimlerden olusuyor?

Christine Senol: Esasinda, 15 75 yas arasinda rahat ayni zamanda sik giyinmek isteyen insanlara yönelik çalisiyorum. Ama çekirdek kitle 35-40 yasinda çalisan seyahate çikan lisan bilen Avrupayi gezmis rahatligi ve sikligi bir arada tasimak isteyen kadinlar. Basit kombinlerle 24 saat giyilebilecek tasarimlar yarattik. Biliyorusunuz önemli bir özelligimiz de büyük beden üretmemiz. Ben esofmandan geldigim için spor giyimi tercih ediyorum. Simdi ton ton beden ürtecegim.

Trend: Bundan sonraki hedefler neler?

Christine Senol: Tatile çikmak isi birakmak. Bu yil yeniden ihracata agirlik veriyoruz. Bayilik olayina sicak bakiyorum ama fiziksel açikdan da ilgilenemiyorum. Çünkü magza tasarimiyla da benim ugrasmam gerekiyor. Yetisemiyorum. Belki bir ortaklikla birlikte olabilir. Italya Almanya Japonya Fransa ve Amerikaya ihracat yapiyoruz. Bu yil çocuk giyimine agirlik verecegiz. Çocuk giysisine çok talep var. Bu pazarin önü açik.

Trend: Avrupa pazarini yakindan biliyorusunuz. Türk tekstilinin en güçlü rakibi hangi ülke?

Christine Senol: Avrupa tekstili pahali olmaya basladi. Almanya da isçilik çok pahali. Almanlar üretimi Türkiye ye kaydirdi. Ve Almanlar Türklere çok sey ögrettiler. Türklerin müthis bir ögrenme kapasitesi var. Son yillarda tekstilin Türkiye den Suriye Misir Hon Kong ve Singapur gibi ülkelere kayacagi söylendi. Baktim, Türkler bu korkuyla bir enerji tutturdu. Yan sanayiye kadar öyle profesyonellestilerki. Bu gün bakiyorum Türklere rakip olabilecek ülke yok. Polonya Çekoslavakya Macaristan hala Türkiye nin 10 yil öncesinde Ama biraz korkmamiz lazim bu ülkeler çok zeki ve de egitimliler. Kaldi ki Avrupaya fiziki konum açisindan çok yakinlar.

 

CCC Textil - Christine Cotton Club - Büyük Beden Giyim, ccc, ccctextil, ccc textil, ccc tekstil, tekstil, fashion, moda, tasarim, christine-cotton-club, christine cotton club, cotton, pamuklu, büyük beden, xl, xxl, abiye, genis beden, büyük beden bayan giyim, büyük beden toptan satis, büyük beden imalat, büyük beden ihracat, büyük beden perakende
CCC Textil - Christine Cotton Club - Büyük Beden Giyim, ccc, ccctextil, ccc textil, ccc tekstil, tekstil, fashion, moda, tasarim, christine-cotton-club, christine cotton club, cotton, pamuklu, büyük beden, xl, xxl, abiye, genis beden, büyük beden bayan giyim, büyük beden toptan satis, büyük beden imalat, büyük beden ihracat, büyük beden perakende
www.ccctextil.com
Vatan Caddesi No.85 Çağlayan-İstanbul 80340
Tel: (+90-212) 248 13 36 (+90-212) 248 46 36
Fax: (+90-212) 233 60 23
www.webdizayngrup.com